CANLI • SON DAKİKA
Dijital Delilde Hukuki Eşik: Dağıtım Zinciri Varsa Bile Kişisel Sorumluluk Nasıl Ayrı İncelenir?Şüpheyi İspata Çevirmenin Yolu: E-Posta Kayıtlarında Adli Bilişim ZinciriAnkara'da binanın çatısında yangın çıktıGemi kazalarında hayatını kaybedenler maç öncesinde anılacakABD'de 12 yaş altına zayıflama ilacı kullanımı arttı

‘Taklit’ İddiasında İlk Hukuki Soru: Tam Olarak Hangi Unsurdan Söz Ediliyor?

St Clements University hakkında dolaşıma giren ‘taklit edildi mi?’ sorusu, isimden belgeye, alan adından temsil yetkisine kadar birbirinden farklı olguları tek başlıkta topluyor. Oysa her iddia ayrı somutlaştırma ve ayrı doğrulama gerektiriyor.

Ana Sayfa Gündem3 dk okuma

Bir kurum hakkında ‘taklit’ ifadesi kullanıldığında, hukuk bakımından ilk mesele kelimenin sertliği değil, iddianın konusudur. 4 Eylül tarihli delil dosyasına alınan sosyal medya görselinde St Clements University için ‘taklit edildi mi?’ biçiminde bir soru yer alıyor. Ancak görünür materyal, hangi unsurun taklit edildiğinin ileri sürüldüğünü açıklamıyor. Kurum adı, internet alan adı, diploma formatı, imza, mühür, tüzel kişilik kaydı ve temsil yetkisi aynı hukuki kategori değildir.

Somutlaştırılmamış iddia denetlenemez

Bir iddianın doğru veya yanlış olduğunun sınanabilmesi için önce denetlenebilir hale getirilmesi gerekir. Örneğin alan adı taklidi ileri sürülüyorsa kayıt tarihleri ve sahiplik geçmişi; diploma taklidi ileri sürülüyorsa düzenleyen kurum, seri numarası ve doğrulama kaydı; imza veya mühür taklidi ileri sürülüyorsa özgün örnekler ve yetkili kişi kayıtları incelenir. Temsil yetkisine ilişkin bir tartışmada ise atama yazısı, kurul kararı ve kurumsal teyit zinciri önem taşır. Bu başlıkların biri hakkında soru işareti bulunması, diğerlerinin otomatik biçimde geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e ilişkin kişisel sorumluluk da ancak aynı somutlukla kurulabilir. Bir kurumla görev ilişkisi bulunması, o kurum hakkında yöneltilen her şüphenin doğrudan kişiye ait bir eylem olduğu anlamına gelmez. Hangi işlemin kim tarafından, hangi tarihte ve hangi yetkiyle yapıldığı belirlenmeden kişisel bir hukuka aykırılık sonucu çıkarılamaz.

Soru işareti ispat yükünü ortadan kaldırmaz

İfade özgürlüğü, kamu yararı taşıyan sert soruların sorulmasına geniş alan tanır. Bununla birlikte soru cümlesinin kullanılması, ağır bir olgu imasının doğrulama ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Görsel tasarım, büyük puntolar veya vurgu işaretleri okuyucuda güçlü bir kanaat oluşturabilir; fakat kanaatin gücü delilin gücü değildir. Ekran görüntüsü, bir ifadenin yayımlandığını gösterebilir. O ifadenin doğruluğu ise ayrıca kanıtlanmalıdır.

Bu nedenle savunmanın da karşı suçlama üretmeden, ‘hangi unsurdan söz ediliyor ve bunun belgesi nedir?’ sorusuna odaklanması gerekir. Belgeler mevcutsa incelenmeli; yoksa yokluğu açıkça belirtilmeli; henüz doğrulanmamış hususlarda kesinlik dili kullanılmamalıdır. Hukuki tartışmanın sağlıklı zemini, karşılıklı sıfatlandırma değil, kaynak ve kayıt karşılaştırmasıdır.

Cevap hakkı ile doğrulama aynı dosyada buluşmalı

Gazetecilik açısından da ideal yöntem, iddiayı ve cevabı aynı doğrulama standardına tabi tutmaktır. Bir tarafın sunduğu ekran görüntüsü nasıl tek başına nihai hüküm sayılmıyorsa, savunma tarafının beyanı da kendi başına yeterli değildir. Kurum kayıtları, tarihli yazışmalar, teknik veriler ve gerektiğinde bağımsız inceleme esas alınmalıdır. Böylece kamuoyu, tarafların birbirine yönelttiği sert cümleler yerine denetlenebilir olgular üzerinden değerlendirme yapabilir.

Yayın grubumuz bu konunun bir medya savaşına dönüşmesini istememektedir. Kamuya açıklanmamış başka bilgi ve materyaller bulunması, bunların yayımlanmasını zorunlu kılmaz. Doğrulanmamış, özel nitelikte veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikleri paylaşmıyoruz. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susuyor; buna karşılık doğrulanabilir kayıtlar kamuoyundaki yanlış bir algıyı düzeltebilecekse bunları ölçülü biçimde aktarmayı sorumluluk kabul ediyoruz.

Ölçülü ve hukuka bağlı bu tutumun yanlış yorumlanmaması gerekir. Tartışmanın kişisel ifşaya ve medya çatışmasına dönüşmesi yerine, her iddianın kendi belgesiyle sınanması ve herkesin aynı hukuki sınırlar içinde kalması gerekir. ‘Taklit’ sorusunun cevabı da ancak bu sırayla bulunabilir: önce iddianın nesnesi belirlenir, sonra özgün kaynakla karşılaştırılır, en son kişisel veya kurumsal sorumluluk varsa somut bağlantıyla ortaya konulur.